'Öldüm Öldüm Dirildim' Oyununa Yoğun İlgi... Abdullah Şahin Nokta Tiyatrosu, 'Öldüm Öldüm Dirildim' adlı oyununun per
Engellilere Destek Yürüyüşüne Bekliyoruz... 16 MAYIS ÇARŞAMBA GÜNÜ SAAT:17:00 NASUHPAŞA CAMİİ ÖNÜNDEN BAŞLAYACAK
Minik Kızlarımızdan Güzel BaÅŸlangıç... Ankara Bölgesi Minik Kızlar kategorisinde ilk maçına çıkan NallÄ
Beydili Hıdırellez Şenliklerine Davetlisiniz... Beydili Köyü'nün 2007 yılından bu yana büyük coşkuyla ve eğlenceyle k
Kaymakamlığımızdan 20 Aileye Saanen Keçi Yardımı... 04.05.2012 tarihinde İlçe Özel İdare Müdürlüğü önünde yapılan dağ
Nallıhanlı Gaziye Devlet Övünç Madalyası Verildi... Diyarbakır'da vatani görevini yaptığı sırada PKK'lı teröristlerle giri

MERHABA
Nevzat TÜRKEL
Merhaba değerli okurlarım; bu yazımızda yine birkaç konuya yer vermek ve bu konularda siz değerli okurlarımızla görüşlerimizi paylaşmak istiyorum.
KARA KIÅž
Uzun yıllardır yaşamadığımız kışı hem yurt genelinde, hemde Nallıhan' da bu yıl yaşıyoruz. Bol bol kar yağdı.
Elbette kişilere göre kar bazen keyif olurken bazen eziyet oluyor.Biz Nallıhan' da genelde kar keyfi yaşadık. Çünkü sanal alemde bunu izledik, tüm Nallıhanlılar kar fotoğrafları yayınlıyorlar. Hemşerilerimiz çok güzel kareler yakalamışlar, bizde bu konuda çabaladık ve güzel anlar yaşarken, güzel ve özel kareler yakaladık.
Çocukluğumda büyüklerin söylediği "Kara Kış" sözünü düşünürdüm de bir türlü açıklayamazdım. Zira bembeyaz kar nasıl olurda kara oluyor. Sanki bana göre, memleketin bir başka yerine kara kar yağıyor da ben görmüyorum.
Ancak kazın ayağı hiçte öyle değilmiş...
Yakacağın olmasında kışı gör, yiyeceğin olmasında kışı gör, girecek evin olmasında kışı gör, üzerine giyeceğin kışlık giysilerin olmasında kışı gör, yalınayak karda yürüde kışı gör, dağda bayırda kalda kışı gör, yoluna çığ düşsünde kışı gör...
Gör bakalım kış ak mı, yoksa kara mı?
Elbette çocuklarımıza kışın güzel yüzünü gösterelim, keyfini birlikte yaşayalım. Ancak çocuklarımızın yaşına uygun şekilde kışın kara yüzünüde onlara gösterelim.
Gösterelim ki yardımlaşmanın yüceliğini, paylaşmanın güzelliğini, bir başkasının kanayan yarasına merhem olmanın onurunu onlarda yaşasınlar. Hemde doya doya...
Bugün belki çoğumuza basit gelebilir ancak çocuklarımıza kuşları yemleyerek, sokak hayvanlarını besleyerek, insanlara yardım ederek bu duyguyu onlara verebiliriz diye düşünüyorum.
Hiç kimsenin kışı kara olmasın, o bembeyaz kar kararmasın...
TEZEK
Yurdumuzun pek çok yöresinde kışın yakıt olarak tezek kullanılır.Elbette orman olmayan yörelerde.
Bilmeyenler için hemen belirtelim, tezek büyükbaş hayvan pisliğidir. Hayvan pislikleri tazeyken toplanır, karıştırılır ve ortası delik veya kapalı bir hamur bezesi şekline konularak evlerin bir duvarına yapıştırılır ve kurutulur. Daha sonra ıslanmayacak bir kenara saklanır ve kışında sobada yakılır. Tezek Orta Anadolu' da olduğu gibi Doğu Anadolu, Güney Anadolu' da da vardır ve kullanılır.
Hükümet, Erzurum'a bir yazı göndermiş: "Kışın soğuk geçeceği anlaşılmaktadır... Kullandığınız yakıtın cinsini, kod numarasını ve stok durumunu acele yazılı olarak bildiriniz."
Erzurumlu bir köy muhtarı da hemen Ankara'ya cevap yazmış: "Yakıtımız tezek pohtir(boktur)...
Kod numarası yohtir (yoktur).
Stokumuz ise çohtir (çoktur)."
KARNE TATİLİ
Okullarımız yarı yıl tatilinde, iyiki de tatilde. Yoksa bu karda kıyamette uzaklardan, köylerimizden okula gelip gitmek sorun olacaktı mutlaka.
Tatilin hemen öncesinde okullar bir gün kar tatili yapıldığında gördükki, tam anlamıyla herkes sınıfta kaldı. Okullar Ankara' da tatilde acaba Nallıhan' da tatil mi? Vatandaş haber alamıyor, telefonlar kilitlenmiş, Belediye anonsları hiç duyulmuyor veya yapılmadı, oysa bir araçla mahalleler dolanılabilmeliydi, Şu iletişim çağında haber alamayan köylerimizden zor koşullarda öğrenciler gelmiş. Ondan sonra okullar tatil, dön geriye... Şimdi öğrencilerin karnesine mi bakmak gerek, yoksa yetkililerin kar karnesine mi bakmak gerek. Bana göre yetkililerin kar karnesine baktığımızda bu karneyi alanlar kesinlikle sınıfta kaldılar.
SORUNLARA FRANSIZ KALMAK
Hepinizin bildiği gibi, daha önce Mecliste kabul edilen, sözde soykırım yasası, Fransa Senatosu tarafından da kabul edildi.
Artık Fransa sınırları içinde, Soykırım yok veya soykırım olmadı demek suç ve bunu söyleyen kişi veya kişiler suç işlemiş sayılacak ve cezalandırılacak. Tabi buna bir takım tepkiler hemen geldi. Buna karşı kişi olarak yapabileceklerimiz olduğu gibi toplumsal ve hükümetler nezdinde konulacak tepkilerde var.
Pek çoğumuza olduğu gibi, internet adresimize pek çok arkadaşımızdan iletiler aldık. Birisi gerçekten çok ilginçti.
Boykotu istenen Fransız mallarının sayfalar halinde listesi gönderilmişti. Şöyle bir baktığımızda tarımdan sanayiye, kozmetikten sağlığa öyle çok Fransa patentli ürün yaşamımıza girmişki... Bunları ayıklamak gerçekten çok zor, hatta imkansız dersem inanın abartmış olmam. Bunu vatandaşın bilmeside zor, ayıklaması dahada zor. Hani bizde bir söz vardır: Tavşana kaç, tazıya tut" derler. Aynen öyle...
Dün esip gürleyenler, yelkenleri hemen indirdi ve topu vatandaşa attılar. Gariban vatandaş ne yapsın ki... Oysa yetkili makamlar bu fransız mallarının yurda girmesine izin vermeyebilirler. Ancak ülkeler arasında yıllar önceden yapılan ve yıllar sürecek anlaşmalar var. Bunları bir anda silip atamazsınız.. O zaman başka önlemler almak, yaptırımlar getirmek zorundasınız. İşte Fransaya turizm engeli konulabilir, resmi ziyaret yasağı konulabilir. Hoş zaten vatandaş gidip Eyfel Kulesi önünde resim çektirmiyor... Gidenler belli. Dün gidenler, bugün yine oradalar.
Tarihte yaşadık... Tam beşyüz yıl önce Fransızlara Kanuni tarafından verilen kapitülasyonlardan, Kurtuluş Savaşı sonunda yapılan Lozan Anlaşması ile zor bela kurtulabildik.
Ancak vatandaş olarak sorunlara Fransız kalmayalım, yani yabancı kalmayalım. Ne olup bittiğini bilelim, bunu herkes dilinin döndüğünce vatandaşa anlatmalı ki, sırası geldiğinde vatandaş gerekli tepkisini ortaya koyabilsin.
Benim şu anda Fransa' ya gidip; "Soykırım yoktur" demem olanaksız. Ancak ve özellikle siyasi ve diplomatik dokunulmazlığı olan yetkililer bana göre bunu yapabilir ve hemende yapmalılar diye düşünüyorum.
Düşünebiliyormusunuz, bunu söyleyen bir diplomatımızı, bir Bakanımızı, bir Başbakanımızı, bir Cumhurbaşkanımızı bakalım cezalandırabiliyorlar mı?
Fransada ki vatandaşlarımıza maddi ve manevi destek ve garantiler verilerek, bir anda binlerce kişinin böyle bir eylem yapmaları sağlanabilir.
Vatandaş olarak dediğim gibi sorunlara Fransız, pardon yabancı kalmayalım diyorum.
Geçtiğimiz hafta Cuma günü İlçemiz Müftüsü Sayın Mustafa Aydos, bana göre vatandaşın anlayabileceği şekilde gayet güzel açıklamalarda bulundu. Ben buradan bir kez daha kendisini kutluyorum ve teşekkür ediyorum...
Bizde iki kişi arasında bir sorun yaşandığında ve konu ile hiç ilgisi olmayan ve karışması istenmeyen üçüncü bir kişi olaya karıştığında şöyle derler:
"Sana b.. yemek düşer..."
Bana göre Fransa' ya ve Cumhurbaşkanı Nicolos Sarkozy' e de b.. yemek düşer.
Saygılarımla..
EMAİL ADRESİ: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
GSM: 0506 865 28 53
Şu anda 26 misafir ve 1 üye çevrimiçi