Hanlar, Hamamlar, Camiler
- Ayrıntılar
- Kategori: Bilgi
- Perşembe, 24 Kasım 2011 13:04 tarihinde yayınlandı.
- Necdet Demir tarafından yazıldı.
- Gösterim: 131
İpek Yolu üzerinde hanlar, hamamlar ve camiler
1.Ahmet dönemi sadrazamlarından Nasuh Paşa,sadrazam olmadan önce,vezirlik döneminde Halep'ten İstanbul' a dönerken,Konya-Nallıhan-Göynük yolunu(Bugünkü 1 numaralı devlet Karayolu)kullanmıştır. O dönemde,ticaret yolları üzerinde dinlenme,konaklama,kervanların deve ve atlarının bakımı için kullanılan hanların önemi büyüktü.Bu nedenle 1594-1595yılları arasında her 35 Kilometre'de bir han ,hamam ve camii yapılmıştır.
Kocahan yapılmadan önce,Nallıhan bu günkü yerinde değil,büyük olasılıkla Kayapınar Çiftliği yakınındaki şehir kalıntılarının olduğu yerdedir.Kocahan'ın yapımıyla birlikte bu günkü Yerine bir göç olduğu kesindir.Göçten sonraki tarihini yaklaşık dört yüz sene olduğunu söyleyebiliriz.Ancak şimdiki yerleşim yerinin yakınında bulunan eski şehrin ismi Gordium'dur.Gordium Şehri Romalıların Bitinya krallarıyla yaptıkları savaşlarda tahribata uğradığından terkedilmiştir.Sonraları harap olan eski şehrin yerinde Cleon(Kaleon)tarafından yeni bir şehir kurulmuş ve ismide Juliopolis olarak değiştirilmiştir,Juliopolis,eski Gordio Koume'ye verilen isimdir.Son Bizans devrinde ismi tekrar değiştirilmiş ve Basileon olmuştur.Nallıhan,16.yüzyılda Karahisar-ı Naallu nahiyesi olarak Hüdavendigar(Bursa) Sancağına bağlı iken 19. yüzyıl'ın ilk yarısında Ankara Livasına bağlanarak,Korupazarı Naallu ve Karahisar-ı Naallu diye ikiye ayrılmıştır.19.yy.'ın ikinci yarısından itibaren yine tek isim altında birleşmiştir.
Çağlar boyu değişik isimler verilen ilçenin adı en sonunda Nallıhan olmuştur. Nallıhan adını nasıl aldığı konusunda iki söylenti vardır: Bunlardan biri;yakınından geçen Nallı Suyu'ndan aldığı,diğeri ise Han'dan aldığı yönündedir.İkinci rivayete göre Köroğlu,buradan geçerken bu handa konaklar.Ertesi gün,handan ayrılırken Atının nalı hanın bahçe kısmında düşer.Hancı atın nalını değiştirir.Atın çıkan nalını saklar ve hatıra olarak hanın kapısına asar.O zamanlar köylüler,sohbet esnasında, Han'a gidiyorum dediğinde,"Hangi Han'a?"diye sorulduğunda,o dönem 3 ayrı han bulunduğundan,
daha iyi tanımlamak için "Nalı olan Han'a gidiyoruz."derlermiş.Nallıhan adı buradan gelmiştir.
Çayırhan'daki han,hamam ve camii kalıntıları şu anda baraj sularının altında kalmıştır. Nallıhan'daki han ,bu güne kadar ayakta kalabilmiştir.Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından 2008 yılında onarım çalışmaları başlatılmıştır.
Nasuhpaşa Camii ise 1911 yılında yol inşaatında çalışan bir Fransız mühendis tarafından yıkılmak üzere iken ,orjinaline uygun olarak onarılmıştır. Hamam ise zaman içinde yıkılmıştır.Hiç bir kalıntısı günümüze taşınamamıştır.
Uluhan'daki han,hamam zamanla yıkılmış, camii'nin ise sadece minaresi ayakta durmaktadır.
Uluhan Köyü'nde Osmanlı Döneminden kalma bir camii bulunmaktadır.
Yararlanan Kaynak ; Mesut Şener Nallıhan Kitabı
( Mesut Şener'in kitabını Ankara Dost Kitapevi ve Nallıhan Matbaasında bulabilirsiniz)










