
MERHABA
10. Ocak. 2012
Nevzat TÜRKEL
Merhaba değerli okurlarım; bu yazımızda yine birkaç konuya yer vermek ve bu konularda siz değerli okurlarımızla görüşlerimizi paylaşmak istiyorum.
YAZARLARIMIZ HARİKA
Geçtiğimiz haftaki sayımızda ki köşemde, bir yılın muhasebesi ve Gazetemizde öne çıkanlar bölümünü yazmıştım.
Siz değerli okurlarımızdan çok olumlu tepkiler aldık. Bu elbette bizleri mutlu etti. O sayıda yerimiz kalmadığı için çok önem verdiğim bir konuya yer verememiştim. Bu sayıda bu yazıyı tamamlamak ve bir hakkı sahiplerine teslim etmek istiyorum. Bu değerli kişiler yazarlarımız....
Şöyle bir anımsayalım:
Elbette başta sevgili Abdullah Eken Hocamız.. Her hafta bizlere farklı konularda, uzaklardan, Antalya' dan harika yazılar sunuyor. Nallıhan' da bir nesil zaten onun öğrencileri...
Ta Almanyalardan bize gurbet kokan, yurt özlemini dile getiren çok güzel yazılar, şiirler, öyküler gönderen Nallıhanlı şair, yazar sevgili kardeşim Bahattin Gemici...
Nallıhan' dan ayrıldıktan sonra yazılarını aralıklı olarak gönderen ve dini konularda bilgi dolu yazıları ve hoşgörüsü ile herkese dini sevdiren sevgili Abdurrahmar Türker Hocam...
Bir süredir Spor yazılarıyla sütunlarımızı doldurup, Nallıhan' da sporun gelişmesinde büyük katkısı olan ve Nallıhan' da herkese sporu sevdiren sevgili İsmail Dilek kardeşim...
Son üç dört haftadır araştırmaya dayalı güncel ve güzel yazılarıyla bizlere, ben bu gazetenin bir zamanlar başyazarlığını yapan Ömer Faruk Tüzün' ün oğluyum diyen sevgili Fuat Tüzün kardeşim...
Yine birkaç haftadır, sessiz sedasız aramıza giren ve yazılarını her hafta arar olduğumuz sevgili Mehmet Özcan kardeşim...
Bu hafta gazetemizde ilk yazısını "Dinamik Düşünce" köşesinde okuyacağınız sevgili Ramazan Akıncı kardeşim.
Ramazan bu konuda oldukça deneyimli de, kendisi Kırıkkale' de yayın yapan Pusula Gazetesinin yazı ailesinden ve yazılarını internetten sürekli izlediğim bir kardeşim. Kendisi de benim gibi Eymir' li, ricamızı kırmadı, ilk yazısını gönderdi. İnanıyorum devam edecektir. Yazılarını zevkle okuyacağınızdan eminim...
Şusıralar biraz ara veren ancak yazdığı yazılarıyla bana göre, medyamızın usta yazarlarını aratmayan sevgili İdris Eryücel Hocamız. İdris Hocamdan da yazılarına devam etmesini diliyoruz.
Yine yazılarını uzun zamandır göremediğimiz sevgili Ahmet Selvi Hocamız, umarım güzel anı yazılarına devam edersin Ahmet Hocam...
Evet değerli okurlar... bana göre birbirinden değerli bu insanlara Nallıhan' a, yazılarıyla hizmetlerinden, yazılarıyla yaşamımıza anlam kattıklarından dolayı, siz değerli okurlarım adına çok teşekkür ediyorum ve diyorum ki:
"İyi ki varsınız!"
ÇERKEZ ETHEM
Akşam bir Tv. Kanalında izlediğim bir programda, Çerkez Ethem' in vatan haini ilan edilmesinin yanlış olduğu ve bunun bütün Çerkezleri üzdüğünü adeta suçlu bıraktığını söyleyen birisi, Çerkez Ethem' e iadei itibar istiyordu.
Bu nasıl iş anlamak mümkün değil.. Bir kişinin yaptığı hata koskoca bir toplumun suçlu olduğu anlamına gelmez ki. Bu tür insanlar her toplumdan çıkar ve çıkmıştırda. Kurtuluş mücadelesinde vatan Hainliği yapan Türk yokmudur. Elbette var
Bizde çok güzel bir söz vardır, şöyle der: "Bir çuval cevizin içinden elbette çürük ceviz çıkacaktır", bu demek değildir ki, bütün cevizler yenmez... Öyle şey olur mu?
Çerkez Ethem' de kurtuluş Savaşı başlarında silahlı milis güçleriyle Ankara Hükümeti yanında yer almış, mücadele etmiştir. Kazandığı başarılar üzerine kontrolu güçleşmiş bir maceraperest, bana göre. 1921 yılında Yunanlılara sığınmış, düşman tarafına firarından dolayı da vatan haini ilan edilerek, gıyabında idama mahkum edilmiştir.
Bu kişiler sevaplarıyla, günahlarıyla aramızdan ebediyen ayrılmışlar. Onlar hakkında ki en güzel değerlendirmeyi Tarih yapmıştır. Bu değerlendirmeleri lütfen tarihe bırakalım.
Sanıyorum bazı dış güçler kaşıyacak bir yara arıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak, huzurumuzu bozmak isteyen böyle kişi ve gruplara lütfen alet olmayalım. Şimdi sormak lazım; Çerkez Ethem kurtuluş Savaşında ulusal güçlere karşı çıkıp Yunanistana sığınmadı mı ki iadei itibar isteniyor?
SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK
Sabah sabah bu sözler nereden aklıma düştü bilmem ki? Herhalde eski Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ' un tutuklanması dolayısıyla olsa gerek diye düşünüyorum.
Bu sözü mitinglerde, sesini duyurmak için haykıran kitleleri şimdi anımsıyorumda, demek ki bir bildikleri varmış.
Bu asla şu demek değildir, belli görevlere gelmiş kişiler asla suç işlemez veya suçlanamaz.. Elbette görevi ne olursa olsun herkes suç işleyebilir, hatalı olabilir. Elbette kişiler görevleri ne olursa olsun hatalarının bedelini ödeyecekler ve suçları sabit görülürse cezalarını da çekeceklerdir.
Şimdi de İlker Paşa' nın nerede yargılanacağı tartışılmaya başlandı...
Ancak insanları rahatsız eden, değil günler aylar, yıllarca tutuklu kalıp hala ne ile suçlandığını bilmemek.
1000 gündür tutuklu olupda, henüz ne ile suçlandığını bile bilmeyen bir gazeteci veya bir bilim adamı, halkın oylarıyla seçildiği halde yüce meclise gelemezken...
Öbür tarafta terör örgütüne açıkça destek veren, ülkeyi bölmek istediklerini açıkça söylemekten çekinmeyenler her gün yüce Meclisteler.
Bu insanları elbette rahatsız ediyor.
Hani derler ya;"Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete", Allah sonumuzu hayreylesin... Ne diyelim.
Ülkenin birinde, generaller teröristlikle suçlanınca, ordudaki rütbeleri değiştirip şöyle yapmışlar:
İşte o ülkenin ordusundaki generallerin yeni unvanları:
Tuğterörist, Tümterörist, Korterörist, Orterörist
BİRAZ TEBESSÜM
Evin hanımı mutfakta sabah kahvaltısı için tavada iki tane yumurta pişirirken içeri kocası dalmış, başlamış talimat yağdırmaya:
"Dikkat.. Dikkat! Biraz daha yağ koy! Aman Tanrım ne kadar çok pişiriyorsun.. Çok fazla.. Şimdi çevir.. Şimdi.. Off.. Daha fazla yağ koy.. Yapışacaklar.. Dikkat.. Dikkatttt!"
Kadın, kocasının bu tavrını yadırgamış ama gene de sesini çıkarmamış. O işine devam ederken kocası müdahalesini sürdürmüş:
"Sana dikkatli ol demiyor muyum? Yemek pişirirken beni hiç dinlemiyorsun. Çevir haydi yumurtaları. Çabuk ol! Tuz koymayı unutma. Tuzu kullan.. Tuzu.. Tuzu diyorum."
Kadın dayanamamış, dönüp şöyle bir bakmış kocasına, "Sana ne oluyor öyle?"diye sormuş. "İki yumurtayı nasıl pişireceğimi bilmediğimi mi zannediyorsun?"
"Bak bir tanem.." demiş adam artık sâkin sâkin, "Sadece sen yanımda otururken araba kullandığımda neler hissettiğimi anlamanı istedim".
Sahi Trafikçi dostlardan bir ricamız olacak, kontrolleriniz sırasında sürücünün yanında hanımı varsa zaten sizin denetlemenize gerek kalmıyor. Hanımlar zaten bu denetimi fazlasıyla yapıyorlar. Onun için sürücüyü lütfen birde siz sıkıştırmayınız. Ne dersiniz?
Saygılarımla..
EMAİL ADRESİ:
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
GSM: 0506 865 28 53