Fuat Tüzün-Cuma Sohbetleri-İbn-i Sina

Google bookmarkTwitterFacebookDiggMyspace bookmarkJP-Bookmark
17 Şubat 2012 tarihinde oluşturuldu İsmail Dilek tarafından yazıldı.
Yazdır

fuattz-2

İBN-İ SİNA

( 980-1037)

İbn-i Sina 980 yılında günümüz Özbekistan'ında yer alan Buhara yakınlarındaki Afşana kentinde doğdu. Babası Abdullah, Samani İmparatorluğunun önemli şehri Belh'ten gelen saygın bir bilim adamıydı. Buhara'da iyi bir eğitim aldı. Olağanüstü hafızası ve zekası sayesinde 10 yaşına geldiğinde Kur-an'ı ezberlemiş ve edebiyatı tam anlamı ile idrak etmişti. 14 yaşına geldiğinde öğretmenlerini dahi geçmeye başladı. 16 yaşında tıbba döndü ve bu konudaki bilgileri öğrenmekle kalmayıp yeni tedaviler de geliştirdi. 19 yaşında doktor ünvanı elde etti ve ücret almaksızın hastaları tedaviye başladı. Zamanın büyük tıp alimleri ondan ders alır duruma gelmişti. Daha sonra mantık, geometri, fizik ve metafizik ile uğraştı.

Tıbbın hükümdarı olarak anılacak olan İbn-i Sina'yı ortaçağ kitaplarında taçlı bir kral olarak ortada otururken sağında Galenos solunda da Hipokrates oturur. Her ikisini de aşmıştır çünkü. İslam kaynakları İbn-i Sina'dan Eş-Şeyhül Reis diye söz eder.

13. y.y. düşünürlerine göre felsefenin sultanı ve lideridir. Bir jeologtur aynı zaman da fizikçidir, kimyacıdır, ruhların hekimi ve müzikologtur. Bir gök bilimci, eczacı, şair ve devlet adamıdır. Aristo, Yunan ilmi için ne ise İbn-i Sina'da İslam ilmi için o dur.

Yaşadığı yüzyıl Türkistan'ın çalkantılı bir dönemine denk gelir. Kargaşalı yaşamı, şehirden şehre göç etmekle geçer. Bazen bir sultan sarayının en seçkin konuğu bazen şehirden gizlice çıkan bir yolcu, bazen bir zindanda mahkumdur.

Birçok alanda öne çıkmasına rağmen biz bugün onu felsefe ve tıp alanında ki dehası ile hatırlarız. Kısa yaşamı boyunca bir nebze rahat etiyse bu tıp sayesinde olmuştur. Hükümdarların ilgi duyduğu alanlardan biri tıp diğeri de astrolojidir. Sağlıklarını korumak için tıbba, yazgılarını öğrenmek içinse astrolojiye değer vermeleri bu iki alanı en gözde meslekler yapmıştır. Felsefe ise tüm zamanlarda olduğu gibi İbn-i Sina'yı da sıkıntıya sokan bir uğraş olmuştur.

ibni 1

Buhara sultanının hiçbir hekimin çare bulamadığı hastalığını tedavi edince Buhara kütüphanesinin kapıları ardına kadar açılmıştır. Bütün kitapları yutarcasına okumuş, saray kütüphanesinde geçirdiği günlerde ilk kitabını kaleme almıştır: El Hikmet-ul Aruziye. Daha sonra şehirden şehre göç etmiş ve bu sırada insanlık tarihinde tek kişi tarafından yazılan en büyük bilimsel ve felsefi ansiklopedik eser olan Kitabu'ş Şifa adlı eserini yazmıştır. Bu eserden etkilenen Avrupalı alimler vasıtası ile onların deyimi olan Avicenna'cılık bir düşünce akımı olarak varlığını korumuştur.

El-Kanun Fit-tıp İbn-i Sina'nın en büyük tıp ansiklopedisidir. Tüm eski zaman tıp ilmi ile Müslüman tıp ilmini içeren bu eser tam 600 yıl boyunca bütün dünyanın tıp öğretilerine hakim olacak, hemen her dilde yazılan tıp kitaplarına kaynaklık edecektir. Doğu ve batı hekimliğine yön veren Kanun Fit-tıp dünyanın tüm tıp fakültelerinde tıp incili adı verilerek okutulacaktır.

Tıp ve felsefe üzerine 100den fazla eser veren 11.Y.Y. İslam fizikçisi İbn-i Sina tarih öncesi taşkınlar, erozyonlar, tortul yataklar, yumuşak kayaların başkalaşımı ile oluşan toprakların ve dağların meydana gelişi hakkında da yazmıştır.

Hükümdarın nedimi olan İbn-i Sina bu yüzden düzenlenen neredeyse her sefere katıldı. İşte bu seferlerin birinde Kolit'e yakalandı. Daha önce birçok kişiyi başarılı bir şekilde tedavi ettiği bu hastalıktan bir an önce kurtulmak için kendi kendine uyguladığı tedavide dozu ayarlayamayınca rahatsızlılığı daha artı ve ömrünün son yıllarını ızdıraplar içinde geçirdi. 57 yaşında vefat eden İbn-i Sina Hemedan'a defnedildi.

Batıda Avicenna, İslam dünyasında Şeyh-ül Reis olarak tanınan bu büyük bilgin 1037 yılında öldüğünde arkasında 450 civarında eser bırakmış günümüze ise 250 tanesi ulaşmıştır. Hemen her alanda kendine özgü fikir ve buluşları ile öne çıktı. Onun zamanına kadar kan ruhun yeri olarak bilinirken, o ilk defa kanın gıda taşıyan bir sıvı olduğunu keşfetmiştir. İdrarda ki şekeri keşfeden odur. Sudaki mikrobu, birçok hastalıktan korunmanın ve tedavi olmanın yollarını ve yüzlerce ilacı.

"Beden var olmak için bir ruha muhtaçtır. Ruh varlığını sürdürebilmek için ne mekana nede zamana muhtaçtır. " İbn-i Sina

Fuat Tüzün

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

 

 

Son Güncelleme: Salı, 03 Nisan 2012 13:08
Burdasınız:   HomeİÇERİKKATEGORİLERSon 24 SaatNallıhanFuat Tüzün-Cuma Sohbetleri-İbn-i Sina